top of page

23

Onarılmayacak bir ben bırakıyorum buraya. Birçok şeyle yüzleşti gözlerim. İnanmadı ruhum. Şunu fark ettim, kaçmak istedim ve kaçtım. Koşmak istedim koştum. Şunu fark ettim. Kaçtığımı sandım. Kaçamadım. Ben her soğukta, her sokak lambasında her şehir seferinde kaçtığımı sandım. Koltuk farklı, ben aynı boşluğa bakıyormuşum. Oysa kaçtığımı sandım.

Yağmur yağıyordu o gün. Dedim ben ona o bana dokunamıyorken nasıl ikimizde böylesine çarpışabiliriz. Çok yoruldum o sıralar. Farklı yerler, farklı insanlar... Kendime bir söz vererek döndüm o gün. Dedim ki unutmayacaksın hiçbir şeyi. Hiçbir şekilde kin tutmayacaksın, çünkü sen tutmazsın. Hedeflerin duruldu bir müddet. Korktun anlıyorum seni. Bazen dursun zaman istersin. Kimse soru sormasın, kimse üstelemesin. Bekleyecek hiçbir sorumluluk olmasın yakanda. Dedim ki dinlendin. Tekrar deneyeceksin. Daha emin, korkmadan.

Ben onca şeyi de yanımda götürmüşüm meğer. Düşünceleri çantamda taşımışım. Aslında hiçbir yere gitmemişim. Zaten hep aynı yerdeymişim ben. Başlarda gidersen değişir sanıyorsun. Oysa ellerin ceplerinde endişelerini, korkularını, güvensizliğini belki de emin olmayışını da yanında götürüyorsun. Hala cevabını bulamadım. Sanırım daha kötü oldum. Zaman gösterecek. Ona bir söz hakkı verdim. Bekliyorum.

Döndüğümde çantam hafiflemişti. Aklımda birçok dert tasayı da götürdüğüm gibi orada da yüklerimi bıraktım. Daha karışık döndüm belki, yolunu göremez bir ben kalmıştı. Ama tektim artık. Tek.

Tek kalan ben, döndüm bildiğim sokaklara. Bir damla kalan güvenimde kırıldı saniyeler içerisinde döner dönmez. Dedim ki aslında gittiğimi sandığımı iddia etmiştim ya büyük ustalıkla. Sanmamışım. Gitmişim fakat kalmasını becerememişim. Yüzleşmenin sayısı olmadığı gibi tonu da olmuyor. Alıştığımız renkler sonuçta bir yenisine de yerimiz var elbette.

Geldim, buradayım. Tekim tek tabanca. Eskiden çoktum tek kurşunun var derdim kendime. Sıkacak tek kurşunun. Durumlar değişti biraz. Tekim ve sıkacak onlarca kurşunum var. Kuru kalabalığın, kalabalık yanı hislerim. Kuru ise onların varlıklarıydı. Var diye umduğun insanların olmayışını da gördüm. Hala karışığım, belirsizim, griyim. Hiçbir şey hala net değil, hatta zaman zaman dengesizim. Fakat tekim, kendime griyim. Yanlış yapmaya korkardım sevdiklerime. Bazen tanımadıklarıma. Şimdi bütün kurşunlar benim ve bütün yanlışlar doğrularıyla kendime. Başkasının bana yapmasına yıkılmaktansa, kendimi yıkıyorum gülercesine. Mesela katili aramıyorum, düşünmüyorum, şüphelenmiyorum. Hepsini kendime sakladım.

Sadece kendime makul.

Benden korkmayın. Çok da iyi değilim. Melek hiç değilim. İnanın bende ara sıra kötüyüm. Bende hata yapıyorum. Geldiniz, kalmasını bilin. Sevmeyi mesela... Yani beni sevmekten korkmayın, incinirim belli etmem diye haykırdım bu üç satırı ömrümün büyük kısmında. Sevmediler, neden ? Üzülürmüşüm, kırılırmışım, bana yazık olurmuş bana. Bu son yazdıklarım da bahsetmek istediğim bir dipnottu sadece. Verdiğim tavizler biraz yanlış anlaşılmış, hatta hepsi yanlış anlaşılmış. Üzülmem, kırılmam insanlığımdan. Ben aranızda en kötüyüm. Hiçbiriniz görmediniz. Çünkü bir insan tek ve kendine sıkarak devam eder mi? Ben en çok da kendime...

 
 
 

Son Yazılar

Hepsini Gör
21.53

Genel olarak yazacak bir konum olmamakla birlikte şunu fark ettim. Herkese kolay ısınamayıp nasıl oluyor da çabuk inanıp çabuk...

 
 
 
KENDİM İÇİN

Beni leylekler getirse daha güzel olurdu belki de. Bir taş misali kayaların arasında büyüttüm ben kendimi. Hiç mi savaşmadım hırçın...

 
 
 

Yorumlar


Join my mailing list

Thanks for submitting!

© 2023 by The Book Lover. Proudly created with Wix.com

  • hislerinibul
  • LinkedIn Sosyal Simge
  • Instagram
  • Heyecan Sosyal Simge
bottom of page