KESKİN
- Latife Ayan

- 9 Kas 2024
- 2 dakikada okunur
Sağım, solum, önüm, arkam sessiz ve belirsiz. Ani kararlar ve başkalarının nefes alması adına kendimi düşünmeden attığım adımlar, yollar çivili, yollar keskin içimi çiziyor.
Oturup düşünmeye zaman bulamıyorum. Adıma, benim sarayımda ben hariç herkesin tırnak izleri.
Ansızın gelen yalnızlık perileri ve demlenmeden yazışlarım, sağa sola değil içime haykırışlarım. Denedim aslında itiraz etmeyi, isyan etmeyi, dinlenmeyi en çok sevilmeyi dilenmeyi. Birazda duyulmak için ben hiç böyle değilim dediğim bir kimlikle, eserinizle.
Şunu fark ettim bu süreçte, önce kendini düşünenlereydi sinirim, öfkem. Duymak istemiyordum seslerini... Sesi her duyuşum, acımasızlığın suretini çiziyordu gece gözlerimi kapattığımda. Yanlışmış.
Yanlışmış neden mi, ben kendime kızmalıymışım. Önce "Ben" demediğim için. Çok yorgunum şimdi. Günün sonunda her şey sana biçiliyor işte. Karanlığa önce beni yolladınız, bir bak gel nasıl, yürünür mü, yara alınır mı. Göz göre göre üzerine yürüdüm her şeyin.
Gitmem diyen, acını anlıyorum diyen, benim gibisin diyen herkesin iki gün sonra yeni kuşaklarda, yeni manzaralarda hiç konuşmamış öyle sözler saf etmemiş gibi dans ettiğini gördüm. Sadece gülüyorum çirkinliklerinize.
Adına savaştığım kim varsa oysa kendi harbim gibi savundum ilk beni attı belirsiz seferimde.
Karar vermekte ve iç sesimi duymakta zorlandığım bir süreçteyim. Canımın acısını günler sonra anlayan biriyim ben. Havanın çarpması gibi, üşüdüm diye ağlıyorum oysa sessiz sessiz ne çok boğuldum ben ve güldüm. Tek başına mı gerçekleşti her şey ve bir tek ben miydim heykeltıraş ?
Şekil vermediniz mi, iz bırakmadınız mı?
Hep kendime kızdım, kendimi sorguladım, kendime batırdım ben her şeyi. Sizlerin sevinçlerine ve hüzünlerine bütün biletleri aldım. Mutluluk filminizde baktım, bir tek ben yoktum. İçim rahat güzelliklerin mimarı benim, elimde sihirli lamba istersem söndürebilirdim, yapmadım.
İdeallerim, bitmek bilmeyen... Çoğu şeyi bilmekten ilerleyemiyorum. Sonuca mı bakmalı, amaca mı, amacımda ilerlediğim yolun etikliğine mi? Dümdüz yürüyemiyorum ben. Bir daha kendimi üzmemek adına keskin çektiğim bütün duvarların önünde izledim şovları. Çok özür dilerim inandım. Bir set daha çektim, aşamazsınız buna yetmez gücünüz. Ben kendi alanımda, çemberimde niyetim ve yalnızlığımla ..
Yalnızlık konusuna değinmek istedi parmaklarım. Ben yalnızım, tekim, tek tabancayım. Buna üzülüyor musunuz ? Hayır sen yalnız değilsin, ben varım. Al sandalyeni dön duvara ve düşün. Neredesin? Sadece fiziksel değil ruhen de yalnızım. Bir ip yumağını benim için kaç kere çözdünüz, ucunu kaç kere tuttunuz ya da dolaştıranlara ket vurdunuz?
Çok soru sordum değil mi, merak etme soru değil hiç biri. Eğer öyle olsaydı sormuş olurdum. Sormadığım için basamakları iç rahatlığıyla çıkıyorsunuz. Kasvetli miyim asla değilim. Düşünüyorum sadece, sizin aksinize.
Bu ilk değil ve son da olmayacak. Biliyorum eskisi gibi yazamıyorum, değil hiçbir şey eskisi gibi... Susun ve en azından kendimi duymama izin verin. Güzel olan şeyleri yalandan sunduğunuz için kaybettim kendimi.
Zor mu ne istiyorsun diye sormak, çok mu zor. Sizin istekleriniz üzerine kurdum şatomu. İçi soğuk, gri, buz gibi. Buzun da gördüm her tonunu. Dışı, beni anlamadığınız için size çiçek bahçesi. Bana sihirli lambada bir dilek getirmeyecekseniz gelmeyin, ben ilk kez ölmedim. Gelen kimse de gerçekleştiremedi. Biliyorum geleceksiniz, elleriniz kesilecek ama iyileşiyorum az kaldı.
Bu arada asılan birinin, nefes almakta zorlanırken, iyi misin sorusuna cevap verdiğini görmedim.

Yorumlar